KURTULUŞ REÇETEMİZ

0

ataturk-gucunu-nereden-aliyordu[1]Son iki asrı sürekli gerileyerek, küçülerek, savaş ve toprak kaybederek geçmiş, çökmekte olan bir imparatorluk… Artık başaramama, artık kazanamama hissiyatı adeta nesillerin genlerine işlemiş. Bundan daha da kötüsü asırlardan beri bu imparatorluğu yutma planları yapan batı dünyası karşısında büyük bir aşağılık kompleksi oluşmuş. Öncelikle aydınları olmak üzere, kendilerinin hiçbir şeyi başaramayacağına ama her şeyin ancak batılı toplumlar tarafından başarılabileceğine inanmayı adeta yüreklerine yerleştiren koskoca bir toplum tümüyle iflahsız bir batı hayranlığına düşmüş. Yani güçlü, çok güçlü, zoru derhal başaran, imkansız için sadece zamana ihtiyaç duyan bir batı toplumuna karşılık, her şeyiyle aciz, her iyiliği batıdan bekleyen ve böylelikle her bakımdan batıya teslim olmuş bir mankurt toplum.

İşte tam da böyle bir zamanda o en güçlü, o en muzaffer, o en karşı konulamaz ve o en hayranlık duyulan batılı ulusların bu ülkeyi istilası başlamış. Ama her şeye rağmen ülkenin başında bir padişah var. Onun Sadrazamı (Başbakanı) ve Vezirleri (Bakanlar Kurulu) var. Bunların elinde ve emrinde zayıflamış olsa da bir imparatorluk devletinin kurumları ve imkanları var. Bu devletin bürokrasisi, ordusu ve hazinesi var. En üst kademede devleti yönetenlerin, gerek Osmanlı Hanedanına mensubiyet ve gerekse Halife unvanına sahibiyet sebebiyle tüm İslam alemini kapsayan doğal bir tabi olunma potansiyeli var. Ama tüm bu varlara rağmen bunların hiç biri, ülkeyi işgal eden düşmanlarla savaşmayı ve bu savaşı kazanmayı düşünemiyor. Düşünebildikleri en büyük fikir; Amerika’nın mı yoksa İngiltere’nin mi himayesine girmenin daha doğru olacağı. Ancak bunu düşünebiliyor ve ancak bunu tartışıyorlar… Ve bu ülkenin sonraki nesilleri olarak biz, onları bu hallerinden dolayı lanetlemiyor ya da vatan haini ilan etmiyoruz. Çünkü yukarıda bahsedilen sosyo-psikolojik olgu bizim tarihimize aittir ve biz bunu biliyoruz.

Ama aynı toplum içerisinden çıkan ve dolayısıyla aynı sosyo-psikolojik olgunun tesiriyle aynı şekilde davranması garipsenemeyecek olan bir kişi beklendiği gibi davranmıyor. Türk ulusu esir olamaz ve esir yaşayamaz diye düşünüyor. Türk milleti yurdunu işgal edenler her kim olursa olsun onlarla savaşır ve bu savaşı kazanır diye düşünüyor. “Sonunda geldikleri gibi giderler” diyor ve milletinin önüne düşüyor. Hem de var olan tek serveti, asker aylığından bile vaz geçme pahasına… Kendisine sınırlı ölçülerde de olsa bir tabi olunma potansiyeli sağlayan askeri rütbe ve üniformasını bile çıkarıp atma zorunda kalarak. Üstelik tüm bunları yaparken güvenebileceği hiçbir para kaynağı ve komuta edebileceği bir ordu garantisi yokken.

Yani bir yanda bir çok varlığa, imkana ve taşınan sorumluluğa rağmen düşmanla savaşmayı göze alamayan bir yığın resmî görevliler… ama diğer yanda tüm yokluklara ve resmen sorumlu olmama durumuna rağmen milletin önüne düşen bir insan: Mustafa Kemal…

Onun diğerlerinden farkı neydi? Yetki, imkan ve sorumluk sahibi bir yığın insanın göze alamadığı bir savaşı O neye dayanarak göze almıştı? Savaşı ve savaştan sonra tüm dünyayı şaşırtan yenilikleri nasıl başarmıştı? Bu gücünün kaynağı neydi? Bu gücü nereden alıyor ve hangi kaynaktan besleniyordu?

Bu sorunun doğru cevabını bilmek bizim için hayati önem taşıyor. Çünkü bugün yaşamakta olduğumuz sıkıntılardan kurtuluş reçetemiz; Bu sorunun doğru cevabını bilmede ve Atatürk’ün güç aldığı kaynaktan beslenmede yatıyor.

Dünyada ve tarihte ikinci bir örneği daha yoktur ki; bir insan mensubu bulunduğu milletin kaderi üzerinde Mustafa Kemal ATATÜRK kadar önemli ve olumlu bir tesir icra etmiş ama sonunda o millet dönüp o insanı doğru anlamak ve onun dosdoğru yolunu izlemek konusunda böylesine akıl almaz bir bilinçsizlik sergilemiş olsun.

Atatürk’ü gereği gibi anlayamamış olmamız, sadece ona değil aynı zamanda kendi geleceğimize de yaptığımız en büyük haksızlıktır. Çünkü bugün yaşadığımız pek çok toplumsal sorunun temelinde Atatürk’ü ve onun bıraktığı mirası layıkıyla anlayamamış olmamız gerçeği yatıyor. Onunla ilgili olarak ilkokul ders kitaplarındaki “dayısının çiftliğinde kargaları kovalayarak büyüdüğünü” öne çıkaran anlatımlarımız, tarihin kaydettiği o inanılmaz işleri başardıktan sonra “altın rengi saçlarını, mavi gözlerini ve ufukları delen keskin bakışlarını” öne çıkaran bir anlatıma dönüşüyor. Bu sebeple onun düşündükleri, planladıkları ve başardıklarının altında yatan güç kaynağını bir türlü kavrayamıyoruz.

Evet; millet olarak “ATATÜRK GÜCÜNÜ NEREDEN ALIYORDU?” sorusunun doğru cevabını bilmek ve yaşadığımız sıkıntılardan kurtulmak için aynı kaynaktan beslenmek zorundayız. Bu sorunun doğru cevabını bulmak için tam 13 yıldır (2001 yılından beri) çalışıyorum. Bu cevabı ararken başkalarının Atatürk için ne dediklerine ve hatta bizzat Atatürk’ün bile açık ortamlarda ne demiş olduğuna bakmadım. Bu cevabı ağırlıklı olarak Atatürk’ün ömrü boyunca (hatta bazılarını 13-14 yaşlarında) okuduğu binlerce kitap üzerine yazdığı ifadeler, yaptığı işaretlemeler, kitap üzerindeki boşluklar yeterli olmayınca ayrı kağıtlara yazarak okuduğu kitapların arasına koyduğu notları üzerinden aradım. Çünkü Atatürk bu çalışmalarını yaparken sadece okuduğu kitapla ve vicdanı ile baş başaydı. Hiç kimseye özel bir mesaj verme kaygısı yoktu. Dolayısıyla bu çalışmaları ve notları onun gerçek ve samimi dünyasını yansıtıyor. Bu çalışmaları ve notları onun başardığı mucizevî işleri yaparken hangi kaynaktan beslendiğine ve her kese inanılmaz gelen bu gücü nereden aldığına açık bir ayna tutuyor.

Nihayet 13 yıllık çalışma ve araştırmalarımın sonucundan yararlanan sadece ben değil buna ihtiyaç duyan herkes olmalı düşüncesiyle, bu konudaki tespitlerimi bir kitapta toplayarak toplumun yararlanmasına sundum. Kitabın  adı: ATATÜRK GÜCÜNÜ NEREDEN ALIYORDU?

Şimdi daha önceki hiç bir kitabım için yapmadığım bir şeyi bu kitabım için yapacağım ve sizlerden şunu rica edeceğim. Lütfen öncelikle bu yazıyı dostlarınızla paylaşınız ve daha sonra da imkanınız ölçüsünde bu kitaptan temin ederek,  hem kendiniz okuyunuz ve hem de ülkemizin ve milletimizin geleceği açısından kendisinde bir pırıltı gördüğünüz gençlere hediye ediniz.  Çünkü; “ATATÜRK GÜCÜNÜ NEREDEN ALIYORDU?” sorunusun doğru cevabını, bugünümüz ve geleceğimiz için doğru bilmek zorundayız. Bugün yaşanmakta olan sıkıntıların çoğu, bu cevabı doğru bilmediğimiz ve aynı kaynaktan beslenmediğimiz içindir. Ancak bu kaynağı doğru keşfedip, gençlerimizin aynı kaynaktan beslenmesini sağladığımız zaman geleceğimizi güvence altına alabiliriz.

Kitabı yayınlayan İLERİ YAYINLARI da bu gerçeği görmüş olmalı ki bu kitaba gereken önemi verdi  ve henüz kitap baskıda iken ön siparişleri almaya başladı.  Şu anda ise kitap D&R ve İDEFİX başta olmak üzere tüm önemli kitap sitelerinde ve kitabevlerinde satışta bulunuyor. İnternette Google veya herhangi bir arama motoruna kitabın adını yazmak yeterli. D&R  3 kitap alımında kargo ücretsiz, İDEFİX ise tek kitabı bile kargo ücretsiz gönderiyor.

Bu konuda aktif tavır alanlara milletim ve milletimin geleceği adına sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Kategoriler:Makaleler

Bir Yorum Yazın