TRT-TÜRK…(mü?)

0

Bir dizi konferans vermek için Kazakistan’dayım. Kazakistan’da, Kazak halkının milli şairi Mağcan Cumabay’ı Kazaklara, Kazak Türkçesiyle anlatacağım.

 

Konferans için bu konunun seçilmesi özel bir sebebe dayanıyor. Çünkü Mağcan Cumabay, edebi gücünü ve ömrünü, uzun esaret yılları boyunca ortadan kaldırılmaya çalışılan “Türk Kimliği ve Türk Ruhunu” yaşatmaya adamış, bu uğurda bile bile ölümün üstüne yürümüş, Türkistan coğrafyasının bayrak isimlerinden biri.

 

İstiyorum ki; Mağcan’ın esaret döneminde canı pahasına sürdürdüğü mücadeleyi bu rahat özgürlük ortamında devam ettirelim. Kazak halkı, kendilerinden bir yiğit şairin sözleriyle “Türklük Köküne ve Türk Kültürüne” aidiyetlerini bir kere daha duysunlar. Bundan hayırlar doğsun. Türkiye ile Kazakistan’ın ilişkileri gelişsin. Birlikten doğacak gücün haz ve huzurunu yaşayalım.

 

Gece yarısı havaalanından Otele doğru ilerlerken, Almatı’nın insana huzur veren özgür havasını doyumsuzca soluyorum.  Mutluyum… Çünkü, asırlarca esaret altında yaşamış bir Türk yurdunun şimdi özgür olması ve benim Türkiye’den binlerce kilometre uzaktaki o yurtta özgürce dolaşmam, bu özgürlük ortamında yarından itibaren Türk Milletinin geleceği için hayırlı işler yapacak olmam beni mutlu ediyor.

 

Ertesi gün yola devam etmek üzere o gece kalacağım otele işte bu duygularla ulaşıyorum. Odama girdikten sonra ilk iş olarak televizyonu açıp, “bugün Türkiye’de neler olmuş bir bakalım düşüncesiyle” uydu yayınından Türkiye kanallarını seçiyorum. Sonra, TRT-TÜRK kanalı özel olarak bu coğrafyaya yayın yapmak üzere kurulmuş bir kanal olduğu için, “Kazakistanlı kandaşlarımız Türkiye’den neler izliyorlar bir bakalım” düşüncesiyle TRT-TÜRK kanalına geçiyorum.

 

TRT-TÜRK kanalında bir dizi var. Bir ev ve aile ortamı…Mutfakta sabah kahvaltısı hazırlanıyor. Bu arada konuşmalardan “babaanne” olduğu anlaşılan bir yaşlı hanım düzensiz ve dengesiz hareketleriyle, karmaşık sözleriyle diğerlerinin ilgi odağı halinde. Aile üyeleri onun hareketlerine ve konuşmalarına takılarak, onunla şakalaşıyorlar. Sonra konuşmalardan “babaanne”nin neden böyle olduğu anlaşılıyor. Meğer dün gece yılbaşı imiş ve babaanne yılbaşı eğlencesinde rakıyı öylesine fazla kaçırmış ki hala ayıkamamış. Bu hali de ondan dolayı imiş.

 

Sonra mutfak kapısı dışından “ho hoo hooo” diye bir kaba ses duyuluyor ve mutfağa “Noel Baba” kıyafetiyle evin delikanlısı giriyor. Aile üyeleriyle ve özellikle de babaanne ile şakalaşarak akşam ki alemi sürdürmeye çalışıyor.

 

Ve ben, Televizyonun karşısında bir süre ayakta öylesine donakalıyorum. Sabahtan beri taşıdığım tüm duygularım allak bullak oluyor. Sonra kafese kapatılmış bir kurt gibi odanın içerisinde dönmeye başlıyorum. Hırsımdan yerimde duramıyorum.

 

İçimden bağırmak geliyor;

 

Be hey gafiller… bre izansızlar….

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin parasıyla ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurumlarını kullanarak, Kazakistan’a, Kırgızistan’a, Özbekistan’a, Türkmenistan’a, Azerbaycan’a yapmanız gereken yayın bu mudur sizin?

 

Bu yayınla mı bulacağız ortak kimliğimizi?

 

Yıllarca ateizm öğretisi, şimdilerde ise yoğun bir hıristiyanlık propagandası altında teslim alınmaya çalışılan ve  “kökü Türk, kök inancı İslam” olan bu toplumlara yaptığınız bu zulüm nedir?

 

Ayrıca Türkiye’de, Türk evlerinin yüzde doksanında yılbaşı bu şekilde mi kutlanıyor ki, siz büyük bölümü Türkiye’yi sadece Televizyondan tanıma imkanı olan bu insanlara böyle diziler hazırlayıp yayınlıyorsunuz?

 

Yoksa yıllarca bölgedeki Türk toplumlarını İslam’dan uzaklaştırmaya ve özel surette alkolizmi yaymaya çalışan Sovyetlerin yarım kalan işini devam ettirmek azminde misiniz?

 

Böyle bir yayınla bu toplumları acaba Türkiye’ye mi, yoksa hıristiyan-batı dünyasına mı yakınlaştırmış olursunuz?

 

Sizin bu yayınları yapmak için içerisinde çalıştığınız kurumları Hıristiyan Avrupa mı kurdu? Maaşlarınızı Hıristiyan Amerika’dan mı almaktasınız?

 

Kendi devletinizin ve kendi milletinizin imkanlarını kullanarak, yine kendi devletinizin ve kendi milletinizin geleceğine vurduğunuz bu darbeyi tarih önünde nasıl izah edersiniz?

 

İşinizi yaparken imkanlarını kullandığınız Türk Devletinde ve onun kurumlarında atalarımızın ve torunlarımızın hakları var!

 

Bu yaptığınız geçmiş ve gelecek nesillerimize ihanettir!

 

Sizi onlara alenen şikayet ediyorum.

Kategoriler:Makaleler

Bir Yorum Yazın